hissederim.com

Temel Soru

Yaşamdaki İki Temel Soru…

Yaşamımız kişisel gelişimimizle harmanlanırken, bireysel gelişimimiz için yaptığımız en temel şey bilme halimizden kuşku duyarak meraklanma halimizdir. Öte yandan en büyük engel de merakın tam tersi olan bildiklerimizden artık kuşku duymaz hale gelmemizdir.

Yaşamımız kişisel gelişimimizle harmanlanırken, bireysel gelişimimiz için yaptığımız en temel şey bilme halimizden kuşku duyarak meraklanma halimizdir. Öte yandan en büyük engel de merakın tam tersi olan bildiklerimizden artık kuşku duymaz hale gelmemizdir.

 Uzm. psk. Jilda Abravay

YAŞAMDA NEYİ KONTROL EDEBİLİR, NEYİ EDEMEYİZ?

Bu sorunun cevabını bazı örneklerle açıklamaya çalışalım: “Beni çok mutlu ettin”, “Senin yüzünden mutsuzum.” Bu cümlelerdeki duyguların nedeni bir başka insandır. İkinci cümleden de anlaşıldığı gibi mutsuzluğun nedeni bir başka insan veya o insanın yaptıklarıdır. Bir başka örneğe göre; iki yaşındaki çocuğuna yemek yedirmeye çalışan bir anne çocuğun direnmeleri üzerine “Ama bak anneyi üzüyorsun” der… Odasını toplayan çocuğu annesi sarılarak “Beni ne kadar sevindirdin” der. Sınavında başarılı olup tercih ettiği okula girme hakkı kazanan çocuğuna babası sarılarak, “Bizi ne kadar mutlu ettin bilemezsin” der. Bu üç örnekte de neden sonuç ilişkisi bulunur. Bu örneklerdeki çocuklar anne ve babalarının yaşadıkları duyguların nedenleri olmuştur. Anne ve babanın yaşadıkları duyguların sorumluluğunu çocukta görmektedirler. Anne ve babalar çocuklar için en önemli modellerdir.

Bu modele göre ebeveynler duygularının nedenlerini çocukların davranışlarında görebiliyorlar ise çocuk da yaşadıkları duyguların nedenlerini başkalarının davranışlarında aramayı öğrenecektir. Kendi duygu ve davranış kontrolümüzün ve değişimin çevresinde olduğu yanılgısıyla yaşayan birisinin güçsüz olması hatta bireysel sorumluluk almaktan kaçınması normaldir. Oysa başkalarının duygu ve davranışlarının nedeni olmak, kendini gören birey başkalarını da yönlendirme hakkını da kendinde bulacak güçlü lider ruhlu bir birey olacaktır. Kısaca duygularımızın kontrolü kendimizde değil başkalarında, diğer yandan ise başkalarının duygularının kontrolü de bizim elimizdedir. Yani insanoğlu beni kızdıranı çoğu zaman ben de kızdırabilirim inancıyla yaşamını sürdürmektedir.

YAŞAMDA VE İLİŞKİLERİMİZDE NEYİN OLABİLİR, NEYİN OLAMAZ OLDUĞUNU KARIŞTIRMIŞ MIYIZ?

İnsanın fiziksel yaşamını sürdürebilmesi için oksijen gereklidir. Bu cümledeki gerekli sözcüğü yaşamın devam etmesi için oksijen dışında başka bir seçeneğimiz olmadığını göstermektedir. Başka bir seçenek, başka bir olabilirlik yoktur. Bu sorunun cevabını küçük bir deneyle açıklamaya çalışalım.

Bir insanın bir başka insanı kuşbakışı yapıp yemesi mümkün müdür? Kırmızı ışıkta durmak bir zorunluluk mudur, yoksa tercih midir? Bu iki soruya yüzlerce insanın verdiği cevaplara göre çoğunluk birinci soruya “mümkün değil”, ikinciye ise “zorunluluk” yanıtını vermiştir. Oysa insanlık tarihine baktığımızda yamyamlık kavramı zaman zaman görülmüştür, olasıdır, beklenebilir. Tercih edilmez ama beklenebilir. Kırmızı ışık sorusunun cevabı ise seçimle ilgilidir. Bizler her seferinde kırmızı ışığı gördüğümüzde durma ya da geçme seçenekleri arasında karar verir seçeriz. Ancak zamanla konan kurallarla tercihten çok bu durum zorunluluk, seçeneksizlik haline gelmiştir. Yaşamımızda bizde olabilir birçok şeyi olamaz gibi görmeyi öğrenmişizdir. Bu yaşamın en tartışma götürmez olgusu olan olasılıkla, seçeneklilikle, farklılıkla ve renklilikle başlayan bir öğretidir. Yaşamda gerçekte olamaz birçok şeyi olabilir görmeyi de öğrenmişizdir. Buna verilebilecek en güzel örnek bir başkasını değiştirmek aslında imkânsız iken bunu imkânlı ve mümkün varsayışımızdır.

Değişmemek değişmekten daha kolay göze alınan bir süreçtir. Değişmemek aynı kalmaktır. Değişmek bireysel varoluşun zenginliklerini seçeneklerini yaşama geçirebilme cesaretidir.

Kendi bahçenizde bol bol çiçeklerinizin açtığı yeni bakış açılarıyla kendi duygularınıza yön verdiğiniz, duygularınızı sahiplendiğiniz, değişimin gücünü daima kendi bünyenizde hissettiğiniz ve yaşamınızda daima her koşulda farklılık / seçeneklilik/ olasılık durumlarının olduğu bir 2019 yılı olması dileğiyle…